ULTRAVİYOLE SİSTEMLERİ

Elektromanyetik radyasyonun ana kaynağı güneştir. Gama, X, ultraviole ışınları (mor ötesi), görünür ışık, infrared ışınlar, mikrodalgalar ve radyo dalgaları elektromanyetik radyasyonu oluşturur.

Elektromanyetik radyasyon mikroorganizmalar için zararlıdır. Gama, X ve UV ışınları gibi düşük dalga boylu, yüksek enerjili elektromanyetik radyasyonlar organizmaya temas ettiğinde enerji hücrelerdeki elemanlar tarafından absorbe edilir. Bu şekilde hücreye zarar vererek hücre ölümüne neden olabilir.

UV ışınları (mor ötesi) herhangi bir mikroorganizmayı öldürmek için ısıya gereksinim duymazlar bu sebeple mikrobiyal kontrollerde uzun süredir yaygın olarak kullanılmaktadırlar.UV radyasyon, görünür ışından kısa olup X ışınından daha uzun dalga boyuna sahiptir. Dalga boylarının kısalığı sebebiyle insan gözüyle görülemezler.

Dalga boylarına göre UV radyasyon; uzak UV (10-200 nm), yakın UV (200-380 nm) olarak ayrılabilir. Yakın UV; uzun UV (UVA, 315-400 nm), orta UV ( UVB, 280-315 nm) ve kısa UV (UVC, germisidal UV, 200-280 nm) olarak 3 bölüme ayrılır.

UV ışını, kısa dalga boylu ve yüksek enerjili olması sebebiyle her çeşit mikroorganizmayı öldürebilmektedir. 250-260 nm dalga boyu UV ışınının en etkin olduğu bölgedir. DNA, bu dalga boyunu güçlü bir biçimde absorbe eder. Absorbe edilen UV ışınının enerjisi, bitişik timin bazları arasında kovalent bağ oluşturur  ve timin dimerlerini meydana getirir. Oluşan timin dimerleri DNA ipliklerinde katlanmalara neden olur,böylece DNAnın helikal yapısı bozulur. Bu durumda hücre bölünmesi öncesi kromozom replikasyonu güçleşir, genlerin transkripsiyonu ve rekpresyonu yapılamaz. Kromozom replikasyonu yapılabilse dahi üreyemeyen mutant hücreler meydana gelecektir. Timin dimerleri, DNA replikasyonunu engellediğinde öldürücü olmaktadır. Bazı organizmalar DNA hasarını onarabilir ve tekrar üreyebileceği aktif bir duruma dönebilir. UV ışın şiddeti yoğun olduğunda hasar büyük olur ve onarım imkansızlaşır.

UV ışınının ışıma süresi veya şiddeti arttıkça vejetatif hücre ölümü fazlalaşır.Birim alana verilen  ultraviole ışınının enerjisinin ölçü birimi mikrowattır. Sistemler genellikle 30.000 uW/cm2 -  40.000 uW/cm2 ışın yoğunluğunu sağlayacak şekilde dizayn edilir.

İnaktivasyon için gerekli enerji, UV ışınının şiddeti ve ışınlama süresinin çarpımı ile hesaplanır. İnaktivasyon için gerekli olan enerji miktarı farklı mikroorganizmalar için değişiklik gösterir. Bazı bakteriyel endosporlar sporulasyon sırasında oluşan proteinler tarafından UV ışınından korunabilir. Spor proteinleri DNA konfigürasyonunu değiştirerek timin dimerlerinin oluşumunu zorlaştırır. Dolayısıyla UV ile sterilizasyon yapılırken sporlu bakteriler için sporsuz bakterilerden 10 kat fazla doz gerekmektedir.

Ultraviyole ışınları temiz su içinden rahatlıkla geçebilmelerine rağmen sıradan bir cam, bulanık solüsyonlar, plastik gibi maddelere etkin olarak geçemezler. Bu nedenle UV ışınlarının mikroorganizma üzerine direkt şekilde gelmesi etkili olmaktadır. UV ile steril olacak ortam arasında engel bulunmamalıdır. Çünkü, katı maddeler içinde veya herhangi bir şekilde siperlenmiş olan mikroorganizmalar UV ışınlarından korunarak etkilenmeyecektir.

Ritter, 1801 yılında UV ışınlarının varlığını tespit etmiştir. X ışınının kimyasal maddelere etkisini incelediği sırada mor ışığın ötesindeki karanlık bantta enerji çıkışının olduğunu görmüştür.

1930 yılında Westinghouse UV lambalarının geliştirilmesi ve germisidal etkilerinin kanıtlanması için çalışmalar yapmıştır. Sonuç olarak ultraviole ışınlarının bakteriler, virüsler, mantarlar vb. üzerinde inaktive edici etkisi olduğu kanıtlanmıştır. UV ışığı, ışık kaynağı olarak kullanılan lambalarda cam tüp içerisindeki düşük basınçlı civa buharının içinden akan elektrik akımı sayesinde üretilir.

Germisidal lambaların efektif kullanılma süreleri yaklaşık 9000 saattir. UV lambası paslanmaz çelik kolektör içerisine yerleştirilen, ışının homojen bir şekilde dağılımını sağlayan quartz tüpler içerisine yerleştirilir. Sistemin elektronik panosu üzerinde bulunan LED göstergeleri lambalarda herhangi bir arıza olup olmadığının anlaşılmasını sağlar. Ayrıca pano üzerindeki sayaçtan lamba ömrü rahatlıkla takip edilebilir.

Sistemlerde transmisyon (geçirgenlik) oranı %95tir. Su, herhangi bir kimyasal kullanılmadan ve tadı değişmeden dezenfekte edilir. Suda, THM gibi insan ve çevre sağlığına zaralı yan ürünler oluşmaz. Kullanılan ekipmanlarda ve hatlarda korozyon oluşumu görülmez.Ultraviyole Su Arıtma, Ultraviyole Filtre

Su Arıtma Sistemleri | Su Arıtma Cihazı | Ultrafiltrasyon | Yumuşatma | Filtrasyon | Atık Su Arıtma | Ters Ozmoz | Büro Mobilyaları | Bekleme Koltukları | Bilgisayar Masası

Copyright 2010 © ultraviyole.org Su Arıtma Sistemleri. Tüm Hakları Saklıdır  Web Tasarım : Ay Design